Wish you were here...
So, so you think you can tell Heaven from Hell, Blue skies from pain. Can you tell a green field From a cold steel rail? A smile from a veil? Do you think you can tell? Did they get you to trade Your heroes for ghosts? Hot ashes for trees? Hot air for a cool breeze? Cold comfort for change? Did you exchange A walk on part in the war, For a lead role in a cage? How I wish, how I wish you were here. We're just two lost souls Swimming in a fish bowl, Year after year, Running over the same old ground. What have we found The same old fears. Wish you were here. Bu şarkıyı indirin!
Yazar: Emre
Yazı No: #103
Yorumlar: 4
Tarih: 2008-12-10 22:11:02
Yanıldın!
Sandığın gibi her şey, yine karmaşadan peydahlanmış bir çocuk geziniyor midemde.. Fakat sürüncemedeki zihnim acı çekiyor. Her tarafında çengelli iğneler var, her seferinde daha çok derine batan.. Umduğumla bulduğum arasında benzeşen tek şey stabilite. Kimseden anlayış beklemeyecek kadar yukarıdayım ben.. Yine de sürünüyorum işte. Dedim ya, stabilite.. Bir bok anlamadığım zamanlar çok hoşuma gidiyorsun, senden bir bok anlamıyorum ve böyle çok iyi...Layne
Yazar: Emre
Yazı No: #102
Yorumlar: 1
Tarih: 2008-12-08 00:20:03
Akustik hüzünler..
Bir ayakkabı bağcığından kopuyordu hayat. Ve ikiye bölünüyordu mevsimler. Rüyaların işgal edildiği bir gecenin yüzünde gördüm kendimi... Karanlığı emziren gözlerim vardı benim, dağların devrildiği omuzlarım. Bir de yastık altı umutlarım.. Saat; nefes alışlarını üç geçiyordu. Çöp kutularına bırakılıyordu pimi çekilmiş bombalar pencerelere uzanırken karaltılar, ölüler suskunluğa boğuyordu kendini. Radyo frekanslarından akustik hüzünler damlarken, telefon tellerine asılı kalıyordu ağıtlar. Televizyon kanallarına son dakika haberleri düşürülüyordu, Beyoğlun da bir yürek fünye ile patlatılmış. Ortaköy'de bir kalp atışı kendini ele vermiş, Taksim'de parfüm kokulu cinayetler, Etiler'de yüksek dozda ihanet, Beşiktaş sahilinde iki ele kurşun sıkılmış... Şişli yasak aşklara yataklık etmiş, Mecidiyeköy'de tüm duygular göz altında.. Üsküdar'da on üç bakış şüpheli, Kasımpaşa'da esrarlı gözler tutuşurken, Tophane'de bir çocuk martıların çığlıklarına asmış kendini... Bir annenin ciğeri yanmış, bir kaşık suda boğulmuş yarınlar.. Ve topyekün reddedilmiş tüm kitaplar. Bir ayakkabı bağcığından kopuyordu hayat. Ve ikiye bölünüyordu mevsimler. Bugün kendime söyleyebileceğim tek bir yalanım yok. Uydurduğum hikayelerden başka.
Yazar: Emre
Yazı No: #101
Yorumlar: 2
Tarih: 2008-12-06 05:00:52
Eskiden sebepler...
Umut etmeyi unutalı çok oldu, seni unutmayalı çok oldu.. Sen giderken götürdüğün beni, içindeki hangi kamyon sahiplendiki.. Hangi kavşakta düşürdün hiç bilmedin, sonra nasıl yaşadım, yaşadım mı önemsemedim.. Sonra ne varsa sana söyleyemediğim, ben onu içimde mısra mısra bağırırken, kalemle tanıştım tesadüfen.. Şiir diyorlar adına, iyi yazıyor diyorlar, ben yazmıyorum aslında, kanıyorum, bilmiyorlar.. Ömrüme pazarlıksız bir acıyı bırakıp gittiğin günden beri yaramsın! Şimdi her kışım yaşlı, her baharım bayat.. Ömrün çadırlarında üşüyorum, bir çay bile ısmarlamıyor hayat! Çorapları hiç eskimeyen, ey uçsuz bucaksızlığa tünemiş hayat, nasılsın? Gittim yanıldım, kaldım yoruldum. Üşüdüğüm de oldu, beş para etmedi yalnızlık! Tüm bedelleri pişmanlıklarla yoğurup, günde 3 posta alıyorum, ders olsun diyorum, kendimi kandırıyorum.. Kabahatim misin bilmem, benim ki yalnızca sitem.. Yaralanan kuşun kanadını sararlar değil mi sevgili, uzak yolcuların susuzluktan çatlamış dudaklarına, bazen saç telleri kıvamında bir şeyler sararlar değil mi sevgili.. Ama sen, ne dudaklarımdaki susuzluğu sordun, ne de parmaklarınla kırılmış kanadımın yarasını sardın! Sana ömrümün sonuna kadar sitem edersem, gözlerin gözlerimden hesap sorabilir mi? Sevginin ısıtamadığı, acının ağlatamadığı yerlerde, bir şarkının notalarında ya da bir şiirin mısralarında saklanmak hala.. Ve yaşamak nefes alıp vermekse, ne ala..
Yazar: Emre
Yazı No: #100
Yorumlar: 2
Tarih: 2008-12-04 17:59:13
Veda
"sen yine de bana, masmavi denize karşı, papatyalar arasına uzanmış, kızıl gün batımında ki düşlerimizi anlat.. - ölümüne oynuyoruz.. - seninle bu oyuna da varım.." çünkü sen yine de bana söyleyeceksin şarkılarını... söz ver..? söz veriyorum sana; nerede olursan ol eski zaman tanrıları gibi dokunduğum tüm yaralarını iyileştireceğim.. şimdilik Konya yolcusu kalmasın..
Yazar: Emre
Yazı No: #98
Yorumlar: 4
Tarih: 2008-09-13 18:07:17
Özür dilerim
Aslında sen değilsin özlediğim, sadece seninle geçen günlerim. Yaşanmışlıkların sonsuz özlemi ve yaşayamadıklarımızın dayanılmaz burukluğu çöküyor her gece üzerime bu yatağa sensiz girdiğimde. Güzel günlerimiz geliyor aklıma. Çoğu zaman hiçbir konuda anlaşamamış, sudan sebepler yüzünden tartışıp hep birbirimizi kırmış olsak da yine de herşeye rağmen çok güzel günler geçirdik birlikte. İkimizde çocuktuk çünkü, ikimizde deliydik. Geceleri birbirimize sarılıp hep gelecek güzel günlerimize dair hayaller kurardık. Sen hep oğlumuz olsun derdin, ben kızımız. Bunun bile tartışmasını yapardık şaka ile karışık. Sen hep yüzüm sana dönük uyumamı isterdin, bense sırtımı dönmekte inat ederdim. Bu yüzden hep surat asardın bana. Şimdi sevgi dolu bir kucağa sarılabilmenin özlemini bu kadar yüreğimde hissederken keşke kırmasaymışım seni diyorum, keşke bir tek gece olsun senin istediğin gibi göğsüne yatıp uyusaymışım. Hiç dayanamazdım sana! Ne kadar kızgın olsam da, beni ne kadar üzmüş olsan da yine de gözlerine bakınca dayanamazdım. O kadar masum, kirlenmemiş ve çocuk bakışların vardı ki bana bakarken, yüreğinde bana duyduğun o büyük aşkı gözlerinden okurdum. Büyük kavgalarımızdan sonra sana evden çıkıp gitmeni söylediğimde merdivenlerin başında durup gözyaşlarını silişini seyrederdim kapının arkasından. Sen beni görmezdin ama ben seni hep izlerdim. Yine de bırakıp gitmeye kıyamazdın beni, arabanın içinde oturup saatlerce ağlardın, sonra ben de dayanamazdım koşup sana sarılırdım! Çok küsüp barışırdık seninle, hatta o kadar ki artık "bu sefer kesin bitti" derken bu söylediğimize kendimiz bile inanmazdık. Ama son bitişini hatırlıyorum herşeyin, iplerin gerçekten tamamen koptuğu o günü. Nasıl ve neden yapmıştım bunu hala buna verebilecek mantıklı bir yanıt bulamıyorum. Sana gelip evdeki bütün eşyalarını almanı ve hayatımdan sonsuza kadar çıkmanı söylemiştim. Gelmiştin ve bana son bir veda mektubu bırakmıştın. O mektubu bulduğum zaman nasıl dağıldı kalbim, nasıl paramparça oldu içim bilemezsin ama o günlerde takındığım o soğukkanlı ve herşeye rağmen bu ilişkiyi kesin bitirmeye kararlı halimin sebebi neydi hala bugün bilmiyorum. Bana yazdığın o mektubu sana kızdığım bir anda yırtmış, sonra da pişman olup ağlaya ağlaya her bir parçasını tekrar yapıştırmıştım ve belki inanmazsın ama sana ait herşeyi olduğu gibi o mektubu da hala saklıyorum. Tıpkı bende kalan giysilerini, nişan yüzüğümüzü, bana aldığın hediyeleri ve mutlu fotoğraflarımızı olduğu gibi. Artık çok değiştin sen, seni geri istemiyorum çünkü gelsen bile sen eski sen olmadıktan sonra hiçkimseye faydası olmaz bu dönüşün. Hiç okumayacak olsan bile bu gece içimden geçenleri, sana söyleyebilmeyi hayal ettiklerimi yazmak istedim. Hayatını mahvettim biliyorum, seni terkedip gitmekle hem seni hem de kendimi mahvettim ama suçum cezasız kalmadı sevgilim! Ben de buna bedel olarak bir gün günyüzü göremedim. Kısacası Tanrı herkese olduğu gibi bana da hakettiğim bedeli ödetti. Şu anda neredesin bilmiyorum ama umarım artık geceleri huzur içinde uyuyorsundur, ve dilerim bana duyduğun o seni mahveden sevgiyi gerçekten yüreğinden silmişsindir. Sana yaptığım herşey için özür dilerim..Ela Nur Egesoy
Yazar: Emre
Yazı No: #97
Yorumlar: 5
Tarih: 2008-09-06 01:12:14
Umrumda değilsin..
Ulaşılamaz noktalar ellerin. O gece düşünebildiğim tek şey boş bi avlunun ortasında beni bekleyen ölüm meleğim... O kadar yakınım ki sana her gün seni görmek, o okul koridorlarında gözgöze gelip tam ağzından bişeyler çıkacağı an kırılan cesaretimin gözlerimi kaçırması ve tekrar susuşumuz günlerce... Üşümüyor ellerin biliyorum. Isıtacak çok kişi var etrafında... Sahte sıcaklıklarıyla! Oturduğumuz, ellerimizi birbirinden hiç ayırmadan sonsuza dek oturabileceğimizi düşündüğümüz o banklar... Şimdi hiç uğramıyorum yanlarına. O görüntü gözlerim dolmasına sebep oluyor. Ağlamayı yakıştıramıyorum kendime... En azından senin için ağlamayı! Aramasaydın keşke. Hiç bakmasaydın suratıma o lanet günden sonra! Bakmasaydın gözlerime yemin ederim unuturdum seni! Lanetliğine, piçliğine inanırdım çoktan... Görüyorum, şimdi yanındaki hiç bir erkekle benimle olduğun gibi değilsin. Bir başkaydın yanımda. O, okulun altını üstüne getiren çocuk olmamıştın hiçbir zaman benimleyken. Duyardım zaten "bu çocuk seninleyken çok farklı!" cümlelerini... Çelişkiye düşerdim. Nasıl farklı! Ben gerçek seni tanımıyor muydum? Benimleyken yaptıkların oyun muydu... Yoksa benimle değilken yaptıkların mı oyun! Sorma gereği duymuyorum artık.. Biliyorum... Tanıdığım, tanıdığımı sandığım sen yalandın oyundun... Bildiği en acı gercek bu! Gözlerimde kaybolduğunu sölerdin "yaşama sebebimsin" derdin... Yokum artık o boş hayatında. Ne şimdi ? Ne yaşama sebebin? Etrafındaki o ne oldugu belirsiz erkekler mi? Neyse! Ne sen okuyacaksın bu yazdıklarımı, ne de benim sana söylemeye gücüm olacak! Bilmeyeceksin asla... Sadece seni sevmediğimi, umrumda olmadığını bileceksin, sanacaksın... Artık bende yalancıyım; "umrumda değilsin!"
Yazar: Emre
Yazı No: #96
Yorumlar: 0
Tarih: 2008-09-04 05:15:35
Sen benim mucizemdin..
Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak. Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece seninle aynı havayı solumak, dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde insanlar, mücadele, kavgalar, çirkinlikler var belki ama gecemde sadece sen ve ben. Belki bu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim, tıpkı kalbim gibi. Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. "Aradığınız numara kullanılmamaktadır" Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca mesaj gönderdim. Her "iletilemedi" raporunda sanki "Bu da geçecek. Geçecek değil mi Can'ım?" cevabını okudum. Aradım seni. "Ulaşılmaz" olduğunu bile bile aradım seni. "Ulaşılır" olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize yaptıklarına. Keşke "Sen" yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler olmasaydı. Acı olmasaydı keşke. Keşke. Keşke. "Keşke" kelimesini bilmese, öğrenmeseydik. Hayata tek bağımdı aşkın. Gelirdim yanına sokulurdum. Tüm dertlerden , kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde. Nerden bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı. Umutlarımın, hayallerimin, sevgimin, beklentilerimin, inançlarımın yok olacağını. Nerden bilebilirdim ki; o seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini. Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak. Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar yağabilir, gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o mucizeye dokunmak, aslında seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da öğrendim. Aradım seni Can'ım. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz özlemiş de değilim, yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ benimlesin ve hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi..
Yazar: Emre
Yazı No: #95
Yorumlar: 0
Tarih: 2008-09-04 04:44:43
Sendeyim
Hala taptazesin... Nasıl bir kalpse benimki Ya da nasıl bir aşk enjekte ettiysen artık?!.. Gülümseyişini nefesinle beraber hissetmeyeli epey olmuş... Yüzüm soldu.. Dudaklarım gülmek istemez.. İsyankar bir beden, İsyankar bir düşünce... Hangisi benim anlasam!? Ama ne farkeder ki zaten... İkisinide istemem... Ben olmak istemiyorum artık... Az önce yine gülümsedin bak.. Ama hissetmek yetmedi, Acizlik kaldı biraz... Görsem bir... Dokunabilsem yüreğinle beraber gülümseyen dudaklarına... Yalan da olsalar! Ellerim yaşlandı... Gel dokunayım artık...
Yazar: Emre
Yazı No: #94
Yorumlar: 0
Tarih: 2008-09-04 04:44:06
Sessizlik
Gittin gideli asık yüzüm Sesim kısık Gözlerim boş bakar olmuş yokluğunda Yalnızlık hakim bu bünyede Sessizlik esiyor, Ve sesleniyor usul usul durmaksızın Hissediyorum yağan yağmurun tınısını Büyülüyor ara sıra, Bir heves.. anlık yanılgılarla çevreliyor Acımı hafifletmiyor Git gide çekilmez oluveriyor. Gözlerim yorgun, kurumuş yaşlarla dolu Serpiliveriyor durmaksızın kalbime Avuntularla dolu yüreğim Doldur boşaltlara dayalı.. Bir ses.. belki bir bakış yeterdi bana. Bir tebessüm, bir silüet en azından. Yanışlarıma engeldi benim Okşardı ruhumu. Ahh bir görsem.. Bir duysaydım sesini.. Geri getirmezdi eminim seni, Ama bu kadarda hor görmezdim kendimi Sanki sen yokmuşsun gibi...
Yazar: Emre
Yazı No: #93
Yorumlar: 0
Tarih: 2008-09-04 04:42:59